Kisisel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kisisel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

anıları saklama kabı

Cuma, Ocak 15, 2010

Yaşanan güzelliklerin her anını muhafaza edebilsek . Zaman zaman tekrar kullanmak için çıkartsak  ilk hali ve ilk heyecanıyla tekrar  yaşayabilsek... buseferde anılarımız ikinci el kıvamında olur bize aynı tadı vermezdi herhalde:) O zaman yeni anılar edinmek için beklemek mi gerek yoksa harekete geçmek mi bunda karar vermiş değilim henüz..

kaleme alan ~ outis ~ zaman: 22:54 3 fikrini beyan et  

pilli bebek

Cumartesi, Eylül 26, 2009



Bu sıralar "Pilli Bebek" e takmış durumdayım. Dinledikçe keyif alıyorum keyif aldıkça daha çok dinliyorum. Tek şarkıyla başladığım bu keşif bütün şarkılarını elde etmemle son buldu hepsi birbirinden güzel . En kıza zamanda canlı canlı performanslarını izlemek lazım yerinde duramayan gezgin bi grup olduğu için sabit bi yerde yakalamak imkansız. Ekim ayı programına baktımda Ankara Eskişehir İzmir İstanbul vs. hep bi yerdeler anlıyacağınız.  En kısa zamanda yapılacaklar listesine aldım notumu uygun olan en kısa zamanda giderim umarım...

kaleme alan ~ outis ~ zaman: 03:25 0 fikrini beyan et  

huzursuzluk...

Bazen kendimi çok çaresiz hissediyorum. Sanki kocaman bir boşluk içerisindeyim. Kimse tarafından fark edilmeyen bir boşlukta; Oysa hayat ne güzeldi eskiden bir türlü farkına varamamışız. Hep böyledir zaten kaybedilince değeri anlaşılır hey şeyin. Eskiden istediğimiz bir oyuncak veya bir kıyafet alınmağında ya da oyun oynarken yapılan mızıkçılığa ağlanırken; geriye dönüp baktığımızda bütün bunların ne kadar basit üzüntüler olduğu hatta kimi zaman gülümsenerek hatırlanan anılar olduğunu anlıyoruz. Şimdi ise alışmak mı yoksa kabullenmek mi bilinmez ama daha büyük sorunlarla karşılaşmamıza rağmen çoğu zaman boğazımıza düğümleniyor her şey. Zaman zaman yutup atıyoruz bir köşeye. O da boğazımızdan kalkıp kalbinizin üzerine oturuveriyor tüm ağırlığınca. İşte o zaman ne uykular uyku gibi ne de uyanışlar eskisi gibi oluyor. Kafada hep sorunlar sabah akşam gece gündüz her saat her dakika her saniye beynini ve kalbini acımasızca kemiriyor. Bir an bile seni bırakıp gitmiyor. Sanki senin mutlu olmana inat her defasında yaşanan yarım mutluluklar. Bütün bunların sonun da aranan tek şey huzur oluyor hayatta...

kaleme alan ~ outis ~ zaman: 02:47 0 fikrini beyan et  

vazgeçemediklerim top 10

Perşembe, Eylül 17, 2009

1. Nick Cave & Kyle Minogue- Where the wild roses grow
2. Röyksopp- What else is there 
3. A Perfect Circle - Imagine
4.AaRON - U turn(lili)
5. Alberto Iglasias- Raquel
6.Gabriella Ferri -Remedios
7. Sigur Ros- Njosnavelin
8. Jason Mraz- Bella Luna
9. Alanis Morissette- Thank U
10. Anathema - Natural Disaster

kaleme alan ~ outis ~ zaman: 17:01 4 fikrini beyan et  

hable con ella

Çarşamba, Eylül 16, 2009


Yine müzikleirni önceden keşfedip sonradan izleme isteği uyandıran bi filmle kaşı kaşıyayım. Uzunca bi süredir merak ediyodum ama bi türlü filmi edinme girişiminde bulunamamıştım taki h.sonuna kadar. Alberto Iglasias' ın Raquel ini dinlerken bu filmi izlemek çok geldi içimden bende aldım izledim sonunda.

Bu fim sayesinde  ispanyolcaya olan ilgim iyice körüklendi okadar çok  öğrenesim geldi ki hattta bugün ispanyolca başlangıç kitaplarına bile baktım diyebilirim.

Filme gelince insanın hayatta başına nerde nezamn ne geliceği hiç mi hiç belli olmuyo gerçeğini vurguluyor. Filmde de anlatılan herkezden herşey beklenir durumunu  bugün bizzat yaşadım neyse yaşadığım şeyi şimdilik es geçiyorum...Saplantı hailne gelmiş davranışların getirdiği sonuçlar kimi zaman insanın hayatına bile mal olabiliyor ve kimine göre masumca olan duyguların aslında hiç de masum olmadığını görüyoruz.

Filmin ilk sahnesinde gösterilen sahnede ahşap iskemleler ve masalar arasında kollarını açmış danseden iki kadın ve bu gösterilen oyundan etkilenen iki adamın yaşamlarının aylar sonra nasıl kesiştiğini görüyoruz. film aralarında gösterilen tiyatro sahneleri  ve müzikler gerçektende çok etkileyici ve dramatikti. Film sırasında en yakın zamanda tiyatroya gitmeliyim düşüncesi uyandı birden ve bu konudaki açlığımı farkettim. 

Kısacası film için komada yatan iki kadın ve onlarla ilgilenen iki adamın hikayesi denilebilir.

** Raquel'i kesinlikle dinlemeniz tavsiye edilir...

kaleme alan ~ outis ~ zaman: 01:24 2 fikrini beyan et  

hiç kullanılmamış sıfır şablon aranmakta

Cuma, Eylül 11, 2009

Bugün bilog bilog gezerken farkettim ki yeni yeni şablonlar çıkmış millet yeni şablonlu biloglarıyla hava atarmışcasına yazı yazarken ben hala son kullanımı geçmiş emektar şablonumla idare ediyorum :). Yazmaktan başka herşeyi yapar oldum biloga . Şaka bi tarafa yeni şablon arayışı içine girdim ama bulamıyorum orjinal güzel bişeyler. Nerden bakıp, nerden yapacağımı bile bilmiyorum. En son şablon değişitirmeye karar verdiğimde; sevgili bloggerin bize alternatif olarak sunduğu şablonların dışına çıkmanın cezasını çektim . Saçma sapan bi hal aldı bilogum. Eskiye döneyim dedim onuda beceremedim anlayacağınız baya bi cebelleştim.
Uzun lafın kısası yeni şablon arıyorum varmı önerisi olan...

kaleme alan ~ outis ~ zaman: 02:35 2 fikrini beyan et  

planlı programlı yaşama sürecine ilk adım

Çarşamba, Eylül 09, 2009

Oldum olası planlı, programlı, düzenli yada herne deniyorsa öyle yaşayan insanlara özenmişimdir. Hatta kimi zaman öyle insanlardan da olmaya çalışsamda, daha doğrusu çabalasamda bünyeme ters geliyor nedense. Herşeyi son dakkaya bırakmaktan içten içe biliçaltım zevk duyuyor galiba :) Rahat rahat yetiştirmek varken herşeyi ben son dakkida nasıl yetiştiricem stresle boğuşuyorum. Ben iflah olmam, olmam için farklı zaman, farklı mekan, farklı beden vs. de yeniden doğmuş olmam gerek.

Neyse efenim bende böyle bi adım atayım dedim düzenli yaşayayım, geç öleyim gibisinden... Tabi ne kadar istikrarlı olacağımı bilmiyorum. Düzenlli yaşam için ilk önce uyku düzenini bi rayına oturtmak lazım ama ne yapsam olmuyor. Kafam bi karışık ki bugünlerde saçma sapan düşüncelerle boğuşmaktayım hergece. Bi düşünceden diğerine alakasız geçişler ve birleştirmeler yapıyorum hayal gücümde genişledi iyice:)ben bile böyle performans beklemezdim bu konuda kendimden. Neden böyle oldum anlamış da değilim :P Bu konuyu şimdilik es geçelim ilerleyen günlerde daha detaylı gireceğim.

Birde böyle herzaman yazmak istiyorum, yazıyorum da sağa sola okutup fikirde alıyorum gel gelelim yayınlayamıyorum bitürlü. Öyle üşendiğimden felan da değil aslında. Havadan nem kapanlar olup üstüne alınan çok olur diye. kötü bişeyde yazdığım yok ama ne bileyim zamanı değil galiba:)

Eylül ayı itibariyle düzenli yaşam programıma başladım(başlıyorum) bakalım nezamana kadar sürecek bilinmez, ama benimiçin değişiklik olacağı kesin...

kaleme alan ~ outis ~ zaman: 17:14 3 fikrini beyan et  

Perşembe, Haziran 25, 2009

sona bi adım daha yaklaşıyorum.
tek istediğim huzur!
onu elde etmek için tüm çabalarım...

kaleme alan ~ outis ~ zaman: 12:55 0 fikrini beyan et  

Pazartesi, Haziran 15, 2009

Anılarımı aldırdım... hükümsüzdür!!

kaleme alan ~ outis ~ zaman: 05:34 0 fikrini beyan et  

Cuma, Haziran 12, 2009

Zaman denen kavram nekadar da çabuk geçiyor. Zamanı biraz geriye alsam neler yapıcam oda zor iş, hatta imkansız. Işınlanmakta işimi görür. Star Trek' teki gibi ışınlanamıyorumdaa off off yok ki bi Scoty ışınlasın beni sağa sola. Az zamanda çok işler yapmam lazım fakat stres seviyem tavan yapmış durumda. bi'şehir değişikli şart oldu bünyeme. Kafayı ha yedim ha yemek üzereyim hadi bakalım hayırlısı...

kaleme alan ~ outis ~ zaman: 13:04 6 fikrini beyan et  

çok eskilerden seçmeler..

Salı, Haziran 09, 2009

eskiden ben senle olmak için çırpınıp seni görmek için can atarken,
şimdi sen benle olmak için çırpınıyorsun
ben ise başka bi şehirde olmanın düşlerini kuruyorum
şimdi sen beni görmek isterken
ben konuşacak başka insanlar arıyorum
peki ne değişti de böyle bi durumdayız
senle ben aynı zamanlarda bulamıyoruz birbirimizi
yanlış zamanlarda yanlış yerlerdeyiz sanki
şimdi ben olmayacak bi hayalin peşinde sürüklenirken
birgün olacağına çok inandığım
hayalimin gerçekleşmesini bekliyorum
olduğunda evet diye bağırıcam sonunda olduu!!
hayatımda herşeyden çok istediğim şey…
o zaman herkese anlatıcam tüm olanları
kendi duygularımı
işte ozaman
ne halde oluruz bilemem
sen ben ve …

kaleme alan ~ outis ~ zaman: 16:14 1 fikrini beyan et  

vahşete dehşete şiddete kaşıyım!!!

İnsanoğlu çığrından mı çıkıyor yoksa eskiden beri böyleydi de teknolojiyle birlikte daha çok gözler önüne mi seriliyor anlamış değilim.

Öldürmekte yemek içmek gibi bi ihtiyaçmışçasına hergün onlarca haber görüyorum. Çocuğunu öldüren aileler mi arasınız yoksa anne baba katili çocuklar mı daha neler neler işin en acı tarafı hepsi biz hayatımıza devam ederken olup bitiyor. Kimsenin müdahele etme şansı yok bizde sanki vizyona yeni bi film girmişçesine akşam haberlerinde izliyoruz, dehşete kapılma boyutunu çoktan geçmişçesine.

Şimdilerde hayatta herşeyin olabilirliği düşüncesi sardı dört bi yanımı. Herkesten herşey bekler moddayım. İnsanların yaptıkları davranışlarla söylediği sözler arasında anlam veremeediğim büüyk uçurumlar var. Çok iyi tanmıızn insanı bazen hiç tanıyamıyoruz(tanıyamıyorum). Bazen kendimi bile tanıyamıyorken, yaptıklarıma bi anlam veremiyorken başkalarını çok iyi tanımayı nasıl bekleyebilirim?

Zamanla insalarda ikiye ayrılacaklar otokontrol sahibi olan ve olmayanlar diye. Hayat bazen çekilmez boyutlara ulaşıyor bu çekilmezlik içinde kontrolü kaybetmemek mühim olan o ince çizgiyi aştınızmı artık önünüze kimse geçemiyor ve herşeyi yapmaya başlıyorsunuz galiba.

Bazen diyorum kendi kendime; Acaba bizde o sınırı aşıp 3. sayfaya konu olurmuyuz?

kaleme alan ~ outis ~ zaman: 02:13 2 fikrini beyan et  

saçmaladım, saçmaladın , saçmaladık

Perşembe, Mayıs 28, 2009

hayat
yorucu,
bazen
eğlenceli,
çoğu zaman
sıradan,
zaman zaman
tahammül
sınırlarını zorlayan,
kimine
göre
sıkıcı
kimine
göre
sorunsuz
kimine
göre
mükemmel...
sorarım
size
peki
aynı
havayı
solumamıza
rağmen
bu
farklılıklar
niye?
bu
kaosu
biz mi
yaratıyoruz?
yoksa
hayat
karmaşadan
ibaret
de
biz mi
üstesinden
gelemiyoruz
hala?

kaleme alan ~ outis ~ zaman: 12:16 10 fikrini beyan et  

Pazar, Mayıs 10, 2009

çok ara vermişm ben bu bilog dünyasına. uzun zamndır ilhamın uğradığı felan yok iki bişeyler karalıyorum ertesi gün ben beğenmiyorum. gerçi bunlar hep bahane içimden gelmiomu desem üşeniyorummu desem bilemedimm . neyse asıl gündem konumuza gelirsek ;

Bugün günlerden anneler günü ve benim doğumgünüm 3-5 yılda bir anneler günüyle çakışıyor. İyi mi kötümü bilemeyeceğim ama ben şmdiye kadar bir kötülüğünü görmedim. Annem benim ben annenm için bi hediyeyiz bu sene.Bundan güzlei olamaz herhalade:) İyiki varsın annem iyiki bende varım sayende:)

Giderek yaşlanıyomuyum neyim. Şaka maka ömrümden bir yıl daha eksildii. Hergeçen gün ölüme biraz daha yaklaşıyoruz. N'oluyo bana birden melankoliye bağladım ölüm felan diyerek . Her nekadarda hayatın vazgeçilmez gerçeklerinden biride olsa kötü bi kelime ürktücü, ürpertici neyse bunalıdan çıkalım hemen çünkü bugün güzel bi günn.

Çeyrek yüzyıllıla bir kala yaşantımda neler olmuş neler bitmiş gözden geçirdiğimde kendimi şanslı sayabiliyorum. Çünkü benim mükemmel dostlarım var ne kadar uzakta olursak olalım herzaman yanımda olduklarını bildiğim ... ve dün gece çok sevgili arkadaşımm(ict) nin söyledikelri çok duygulandırdı benii. söylediğiniz sölzer için çok teşekkür ederimm efenim ihya ettiniz beni:)

Eve dönüş yapalı yaklaşık bi sene oldu belki de geçti. Buraya geldiğimden beri zamanla ilgili tüm kavramları unnuttum diyebilirim. Gün geçtikçe sevmemin nedeni bu saçma sapan şehri anlamlı kılan kişilerin bulunmasıdır. Belki birgün burayı tamamiyle sevebilirm ama baya biz zaman geçmesi gerekir herhalde kimbilir. Bir sene boyunca herşey çok deişti, ben çok değiştim, alışkın olduğum kişileirin yerine başkaları geldi. İlk geldiğimde kimseyi tanımazken şimdii gerçekten çok sevdiğim bi çok arkadaşım oldu. İyiki siz de varısınız. Siz olmasaydınız ben şimdi normalden bi on kat daha fazla delirmiş olurdum. Şimdi de normal olduğumu söyleyemem ama :)

Zaman zaman ailemlede tartışsam anlaşmazlık yaşasamda iyiki onlar varlar ve olmaya devam etsinler. Pek sevgimi göstermeyi becermesemde sizleride seviyorum :)

En önemlisi ne hata yaparsam yapatyım kendimi seviyorum. Hayat ilk önce kendini sevmektten başlamaz mı??

PS: Bu yazdıklarım kendisi ni çok tanımasamda, müzik zevimizin bire bir uyuştuğu uzaklardada olsa varlığını bildiğim varlığını bilmeninde güzel olduğu arkadaşımının gönderdği top ten listesi eşliğinde yazılmıştır. sarkılar için çok teşekkr ederim hepsi birbinizden güzeller ardarda dinlenince daha bi güzel olmaktalar:)

kaleme alan ~ outis ~ zaman: 23:23 2 fikrini beyan et  

Çarşamba, Ocak 14, 2009

empati yoksunu olmuş herkes
kendi doğrularından başka doğru kabullenmeyen insan topluluklarına rastlıyorum bu aralar
gün geçtikçe herkes bencilleşiyor ve bu bencillikten payımı ben de alıyorum
yavaş yavaş bencilliğin kapılarından giriş yapıyorum
anladım ki
benciller kazanıyormuş tüm oyunları
ve
bütün savaşları

kaleme alan ~ outis ~ zaman: 00:03 1 fikrini beyan et  

yaratıcılık ve hormonlar

Salı, Ocak 13, 2009

Uzunca bi süredir takip ettiğim yazarlar ressamlar oyuncular vb sanatla ilgilenen insanlar özellikle erkeler arsında beni etkileyen insanların büyük bi çoğunluğunun farklı tercihlerinin olması bir tesadüfmüdür acaba ?
Soruyorum size...

Neden gayler bu kadar yaratıcı ya da ben yaratıcı olanları mı seçiyorum sadece farkında olmadan.

Yaratıcılık gay olmayı mı gerektiriyor yoksa gaylik mi yaratcılığı tetikliyor?

Sonra hormonlarla mı alakalı diye düşünüyorum. Bunun bilimsel bir açıklaması olmalı. Kesin bilimsel bi açıklaması vardır benim bilmediğim (araştırmak lazım). Neden bi kadının yazdığını değilde bir erkeğin özellikle gay birinin yaptıklarını daha çok beğeniyorum daha çok etkileniyorum . Kadın gibi de düşündüklerinden mi yoksa kadınları daha iyi anladıklarından dolayımı acaba?

Biraz östörojen biraz testestorojenin iyi harmanlanması mı insanı yartaıcı kılan . Tek başına hormanlar bile etkili değil güzel bişeyleri yaratmaya. Galiba her ikisinede sahip olmak gerek ve tüm benliğiyle yaşamak gerek bütün duyguları tam anlamıyla ifade edebilmek için.

***bu yazıyı bu aralar çok Küçük İskender okumaktan dolayı yazdığımı belirtmeden geçemiyeceğim :))

kaleme alan ~ outis ~ zaman: 23:17 1 fikrini beyan et  

Salı, Kasım 04, 2008

Kapalı kaplar ardında yaşıyoruz
Herkes bir şeyler saklar olmuş birbirinde
Herkesin kendine göre bir sırrı var .
Bilipte bilmemek görüpte görmemek duyupta duymamak en iyi yaptığımız şey olmuş
Üç maymunu oynar olmuşuz
farkında olmadan ya da bilinçli
Sezen'in bi şarkısında dediği gibi masum değiliz hiç birimiz.
Gerçekten öylemiyiz?
Masum değil miyiz?

kaleme alan ~ outis ~ zaman: 23:08 0 fikrini beyan et  

geri dönüş...

Pazartesi, Kasım 03, 2008

Geçen hafta bloggerin kapanmasıyla blogsome kaydolup yazdığım bi yazıydı. Ben diğer tarafa yazarken blogger açılmış bile çoktan. Düşündüm taşındım eski köye yeni adet getirmiyim dedim. Burdan devam edicem yine eskisi gibi...

-Nezamandır aklımdan bloguma yazı yazmayı geçriyordum ama bir türlü fırsat bulamaıyordum. Bu en çok kullandığım bahane bu aralar; fırsatını bulamamak. Aslında kafadakileri toparlayamadım demek daha doğru olur. Sağa sola karalıyordum birşeyler, bunu yazarım şunu da yazarım diye. dün akşam acı gerçekle karşılaştım. kuzenimin haber vermesiyle öğrendim ki blogspot artık bloglanmış. bi kaç blog kullanıcısınız yaptığını herkese mal etmenin ne anlamı var anlamış da değilim. Ben kendi aleminde takılan bi blog yazarıyken, bilmem kim kendi blogunda ücretsiz lig tv yi yayılamışsa git onu kapat kardeşim. Onu cezasını biz niye çekiyoruz, çekmekte zorundamıyız. Dünden beri ne yapacağımı eski yazıları nasıl kurtaracağımı düşünürken, çok sevdiğim bi arkadaşım sayesinde-sağolsun- proxy sitelerininde yardımıyla youtube girerken kullandığım yöntemle girdim sevgili eski bloguma. Eski diyorum bu kapatma olayından sonra mefta olmuş oluyor bi daha blogspot açılana dek. Artık adres değişikliği yapıp diğer rakibi olan blogsome dan devam ediceğim. Burası biraz daha karışık olsada eski alıştığım düzene göre, alışacağız bu duruma da. Digiturkle blogspot kavga ede dursun benim de yeni adresim hayırlı uğurlu olsun… -(27.10.2008)

kaleme alan ~ outis ~ zaman: 12:43 0 fikrini beyan et  

"I found my love in Portofino"

Cuma, Ağustos 15, 2008

İnsan bu şarkıyla uyanır mı hiç. Bir de birşarkı bu kadar mı zor indirilir netten. Tam 4 saat sürdü çıldırmak üzereydim bir ara dinleyemiyeceğim diye. Garip bir insan olan ben yine garip rüyalarımdan birini gördüm bugünde. Konusunun hiç önemi yok. Gördüğüm şeyler okadar gerçekçi ki; ben bile gerçek olduğunu düşünüyorum zaman zaman yoksa ben mi gerçek olmasını istiyorum bilinç altımda onu anlamış değilim. Böyle rüyalardan sonra gün boyu aptallaşıyorum nedense. Kendime gelemiyorum. Neyse uyandım uykumdan aklımda bu şarkı. Hemen oturdum bilgisayar başına aramaya koyuldum. Buldum indiriyorum yarısı indiriliyor sonra bölgesek olarak durduruluyor ben çıldırıyorum tabi o zaman. küfür ediyim diyorum onuda beceremiyorum. o inmedikçe ben hırs yaptım. Tam dört saat sonra azimli uğraşlarım sonucu indirmiş bulunmaktayım. Azmin zaferi modunda şuanda dinlemekteyim şarkıyı....

kaleme alan ~ outis ~ zaman: 01:12 2 fikrini beyan et  

sen ben ve şehir üzerine..

Perşembe, Ağustos 07, 2008

Şehir uyuyor
Bir ben varım sanki ayakta
Bu şehri korumak için bekler gibi kendimi korumak için bekler gibi
Yüzünü bilmediğim adını bile bilmediğim kişiye;
Şimdi sen en güzel uykundayken
Ben uykusuz kalıyorum
Seni biraz daha düşünebilmek kendimle baş başa kalabilmek için bu koca şehrin karanlığında
Sanki bir şey beni engelliyor uyumamı istemezcesine
Uyumayı deniyorum ama yapamıyorum
Kalkıp dolşırum evin içinde bi kaç tur atyorum
Saate bakıyorum
Saat altı
Sokağı dinliyorum
Günün aydınlanmaya başladığı şu saatlerde
Şehrin sessizliğini dinliyorum usulca
Tek tük araba sesleri geliyor uzaklardan
ve
Ben hala uykusuz sen hala uykuda…

kaleme alan ~ outis ~ zaman: 15:12 1 fikrini beyan et