Salı, Mart 11, 2008
magic knight rayearth

Youtube de gezinirken japon animelerine gözüm takıldı. Oldum olasıda severim ben bu anime tarzı çizgi filmleri. Sürekli takip gerektiren çizgi filmlerdir genllikle. Anime ya bunlar japonlar kendi gözlerinin minicik olmasına inat bunların gözünü kocaman yaparlar.
Magic knight rayearth benim sevdiğim animelerden birtanesidir. Okul dönüşlerimde beni televizyona kilitlerdi. Bir kaç kanalda yayınladı ama en son brt diye bir kanal vardı orda görmüştüm bundan on sene önceydi. Sonunu izlemem rağmen pekte hatırlamıyorum şimdi. Yine olsa yine izlerim. Ben en çok da Hikaru'yu severdim. kızıl saçlı olan nerden geldiyse aklıma şimdi...
Etiketler: anime, cizgi film, çocuk, magic knight rayearth
med cezir manzaraları...
Pazartesi, Mart 10, 2008

Dün kanalları zaplarken gözüme takıldı. Daha öncede izlemiş olmama rağmen oturdum tekrar izledim. Bu filme takılmamım bir diğer sebebide filmde Zuhal Olcay ve rahmetli Yılmaz Zafer'in oynamasır.
Zeynep (Zuhal Olcay) eğitimini yurtdışında yapmış bir müddette orda yaşadığı için rahatlığa alışmıştır. Yıllar sonra tekrar türkiyeye geldiğinde bir bankada iyi bir mevkiyle işe başlar. Buraya dönmesindeki amaçlardan birtaneside eskiden soğuk baktığı evliliği artık istemektedir. Evlenip çocuk sahibi olmak gibi.banka müdürü Erol (Kadir İnanır) kendi içinde gelditleri olan dengesiz bir kişilkitir. Hiç de sevmem aslında böyle dengesiz insanları ama neyse filme dönelim. Erol'un gelgitleri Zeynep'i etkilemiştir. Zaman geçtikçe bu tuhaf adama aşık oluvermiştir. Ama bu aşk ikisinede zarar vermekten başka birşey değildir. Bu gel gitleri anlamayan Zeynep en yakın arkadaşı Ümit'ten (Yılmaz Zafer) yardım ister. Ümit hem iyi bir arkadaş hemde iyi bir psikologtur. Filmin sonunda Erol'un manik depresif olduğu ortaya çıkıyor.
Mutlu sonla bitmeyen bu filmde Kadir İnanırı mafya babası karakterleri dışında bir rolde görmek güzeldi. Zuhal Olcay'ı daha yazının başındada belirttiğim gibi oldum olası beğenirim. Ben ikidir TRT2 de izledim bu filmi. Kim bilir belki sizede denk gelir birgün izlersinir. Bu yazıyı okuduktan sonra kafanıza koyup filmi bulmaya karar verirsiniz.
Olamaz mı??? Olabilir....
Etiketler: film, kadir inanır, med cezir manzaraları, Sinema, zuhal olcay
recep ivedik sinemalarda....
Pazar, Mart 09, 2008

İnsanların çılgıncasına gitmiş olduğu gişe rekorları kıran bu filme bende katkıda bulunmuş oluyorum dün itibariyle. Normalde çok izlenen ve çok okunan şeylere karşı antipatim olmasına karşın gidip ne oluyomuş bir bakmak istedim. Fragmanlarını daha önceden izlediğim için aşağı yukarı nasıl bir film olduğu belliydi yaa... Sinema salonunda inanılmaz bir rağbet var. Gidiyorum yerimi bulup oturuyorum. Film başlıyor.
İnsanlar Recep İvedik'i görünce gülmeye, kahakaha atmaya başlıyolar. Şartlanmışlar gibi geldi bana biraz. Öyle şartlandırmışlar ki kendilerini gülmek için, onlar güldükçe ben onlara bakıyorum. Bu kadar komik olan nedir acaba? Diyeceksiniz şimdi, sen hiç mi gülmedin filmi izlerken? Güldüm gülmesine de abartıya kaçmadan, komik gelen yerlere güldüm ,ağzından çıkan her lafa değil...
İyi film olmuş ama yani tatmin edici değil. Sonu itibariylede Recep İvedik 2 nin gelmesi kesin gibi duruyor. Yeni bir ayşegül serisi olabilir film. Recep İvedik Tatilde, Recep İvedik Ormanda vs vs vs
Filmin konusuna gelince;
Halk kahramanımız recep ivedik birgün trafikteyken bir adamın düşürdüğü cüzdanı bulur. Cüzdan sahibide antalyada otelleri olan birisidir. Recep bunu televizyonda görür görmez kimliğinden tanır adamın konuştuklarını beğenir ve adama cüzdanını götürmeye karar verir. Oraya ulaşıncaya kadar başından geçen zorlu olaylardan sonra otele ulaştırtır!! kendini sonrası fragmanlardan da anlaşıldığı gibi çocukluk aşkı Sibeli görmesiyle devam eder. Onu etkilemek için yapmadığı kalmaz. Filmin sonunda da Sibel Recep'i tanımıştır ama....
Bundan sonrasını anlatmayacağım merak ediyorsanız filmi izlersiniz.
Birde Sibel'i görünce aklıma Halime geldi. Halimeyi görebilecek miyiz filmlerde acaba?
parlement pazar gecesi sineması....
Eskiden tv daha eğlenceliydi sanki şimdi bi kanal ne yaparsa diğeride onun bir benzerini yapamadan duramaz olmuş. neyse konumuzdan sapmadan devam edelim. Bu filmleri izledikten sonra ertesi günü birbirmize anlatırdık; dün şu film vardı izledim mi gibisinden .... hatırlıyorumda temel içgüdü tv de ilk kez orda çıkmıştı 18 yaş sınırlaması bile vardı:)) yasak olunca daha çok merak edilir herşey
Tabiki izledim ama çokda sınırlanacak bişeyde yoktu doğrusu. Gayet normal gelmişti....
anlamsız....
Cumartesi, Mart 08, 2008
Kelimler boğazımda düğümleniyor ve anlamlı birer hale gelemiyor bir türlü. Kafamın içindekileri düzenlemek o kadar zormuş ki. Denizin ortasında tek başıma olmak istiyorum. Hiç bir ağılık hissetmeden öylece orada olabilmek. İyi kötü her şeyden uzakta sadece ben, yani kendimle baş başa kalabilmek; Belki o zaman içimde çırpınıp duran sesimi duyabilirim ve de duyurabilirim başkalarına...

