saçmaladım, saçmaladın , saçmaladık

Perşembe, Mayıs 28, 2009

hayat
yorucu,
bazen
eğlenceli,
çoğu zaman
sıradan,
zaman zaman
tahammül
sınırlarını zorlayan,
kimine
göre
sıkıcı
kimine
göre
sorunsuz
kimine
göre
mükemmel...
sorarım
size
peki
aynı
havayı
solumamıza
rağmen
bu
farklılıklar
niye?
bu
kaosu
biz mi
yaratıyoruz?
yoksa
hayat
karmaşadan
ibaret
de
biz mi
üstesinden
gelemiyoruz
hala?

kaleme alan ~ outis ~ zaman: 12:16 10 fikrini beyan et  

Pazar, Mayıs 10, 2009

çok ara vermişm ben bu bilog dünyasına. uzun zamndır ilhamın uğradığı felan yok iki bişeyler karalıyorum ertesi gün ben beğenmiyorum. gerçi bunlar hep bahane içimden gelmiomu desem üşeniyorummu desem bilemedimm . neyse asıl gündem konumuza gelirsek ;

Bugün günlerden anneler günü ve benim doğumgünüm 3-5 yılda bir anneler günüyle çakışıyor. İyi mi kötümü bilemeyeceğim ama ben şmdiye kadar bir kötülüğünü görmedim. Annem benim ben annenm için bi hediyeyiz bu sene.Bundan güzlei olamaz herhalade:) İyiki varsın annem iyiki bende varım sayende:)

Giderek yaşlanıyomuyum neyim. Şaka maka ömrümden bir yıl daha eksildii. Hergeçen gün ölüme biraz daha yaklaşıyoruz. N'oluyo bana birden melankoliye bağladım ölüm felan diyerek . Her nekadarda hayatın vazgeçilmez gerçeklerinden biride olsa kötü bi kelime ürktücü, ürpertici neyse bunalıdan çıkalım hemen çünkü bugün güzel bi günn.

Çeyrek yüzyıllıla bir kala yaşantımda neler olmuş neler bitmiş gözden geçirdiğimde kendimi şanslı sayabiliyorum. Çünkü benim mükemmel dostlarım var ne kadar uzakta olursak olalım herzaman yanımda olduklarını bildiğim ... ve dün gece çok sevgili arkadaşımm(ict) nin söyledikelri çok duygulandırdı benii. söylediğiniz sölzer için çok teşekkür ederimm efenim ihya ettiniz beni:)

Eve dönüş yapalı yaklaşık bi sene oldu belki de geçti. Buraya geldiğimden beri zamanla ilgili tüm kavramları unnuttum diyebilirim. Gün geçtikçe sevmemin nedeni bu saçma sapan şehri anlamlı kılan kişilerin bulunmasıdır. Belki birgün burayı tamamiyle sevebilirm ama baya biz zaman geçmesi gerekir herhalde kimbilir. Bir sene boyunca herşey çok deişti, ben çok değiştim, alışkın olduğum kişileirin yerine başkaları geldi. İlk geldiğimde kimseyi tanımazken şimdii gerçekten çok sevdiğim bi çok arkadaşım oldu. İyiki siz de varısınız. Siz olmasaydınız ben şimdi normalden bi on kat daha fazla delirmiş olurdum. Şimdi de normal olduğumu söyleyemem ama :)

Zaman zaman ailemlede tartışsam anlaşmazlık yaşasamda iyiki onlar varlar ve olmaya devam etsinler. Pek sevgimi göstermeyi becermesemde sizleride seviyorum :)

En önemlisi ne hata yaparsam yapatyım kendimi seviyorum. Hayat ilk önce kendini sevmektten başlamaz mı??

PS: Bu yazdıklarım kendisi ni çok tanımasamda, müzik zevimizin bire bir uyuştuğu uzaklardada olsa varlığını bildiğim varlığını bilmeninde güzel olduğu arkadaşımının gönderdği top ten listesi eşliğinde yazılmıştır. sarkılar için çok teşekkr ederim hepsi birbinizden güzeller ardarda dinlenince daha bi güzel olmaktalar:)

kaleme alan ~ outis ~ zaman: 23:23 2 fikrini beyan et  

Salı, Şubat 03, 2009

Bugün yeni yeni biloglar keşfettim okumaktan gözlerim ağrıdı. Bilog alemine dalınca çıkamıyorum nedense. Gecenin 2:30 uğunda ben hala bilog bilog geziyorum yarebbim. Ayrıca belirtmeden de geçemeyeceğim Devianarta da üye oldum (sırf her fotoyu görebilmek için itiraf ediyorum) :)) bi üye olmadığım ye orasıydı orayada üye oldum başım göğe ercek yakında:D

Bide bugünler de pek bi kitap sever oldum uzunca bir aradan sonra. Geçen hafta iki kitap bitirmenin sevinci ve huzuruyla doluyum. Artık okuyabiliyorum yeni yine yeniden. Geçen hafta hem iki kitap bitirdim hem iki filme gittim entellektüel oluyorum herhalde iyiden iyiye :P Neyse gitiğim filmlerden biri Alacakaranlık diğer biride sevgili Angelia'nın filmi. Angelina 'ya dönücem tekradan ilkin Alcakaranlıktan başlıyım öyle ahım şahım efekti olmayan kendi çapında vampir filmi ; Angel Buffy tadında diyebilirim o dizileri takip etmişler için. Bütçenin düşük olduğu belli oluyo filmi izlerken . Ama vampirleri neden bukadar cool ve çekici yaparlar filmlerde anlamış değilim. Filmin boşrol oyuncusu sevgili Edward Cullen bayanların yeni gözdesi olmuş bu film sayesinde. Hani gözde olunmıcak gibi değildi yani. Gerek gazatede gerek sanal alemde film hakkında yorumları okduğumda genç yaşlı herkes pek bi beğenmiş .Bu beğenenler arasında bende varım tabi ki. Keşkee vampire olsa olanıda Edward gibi olsa diyesi geliyor insanın . Neyse bukadar tanıtım yeter herhalde filme ilgi artar gibi gelio :P Hem dram hem aşk unsurları içeren bi film olmuş bu tarz sevenler gitmeli bence bu filme . Vizyondaki diğer filmler içinde iyi denilebilecek bi yerde.

Angelina'nın filmine(Chanceling) gelince ise Angelina'yı hiç bukadar çirkin görmemiştim. Bu filmine gitme nedenlerimden biri sinema sitelerinde aldığı puana kanmış olmam ikincisi yönetmenin Clint Eastwood olaması (million dolar baby de pek bi beğenmiştim kedisini ve filmini). Konunun gerçek olması da insanı çeken bi unsur diyebilirim. Ama iş müziklere gelince rezalet ötesi di . Sevgili chirkefin de dediği gibi sanki Kıraç yapmış müzikleri dört notadan öteye gitmiyor müzikler. Müzik konusunda vasat bi filmdi . Böyle gerçek olaylarda müzik da bi etkili olur sevgili Clint :) neyse uzun lafın kısası uzunca bi film olup sabırlı insanlara izlemeleri tavsiye edilir..

kahve bahane fotolar şahane...

Cuma, Ocak 23, 2009

Yaşım ilerledikçe akıllanacağıma daha deli deppek işler yapıyorum nedense. Bu hafta çarşamba günü sevgili kuzenimin agussia nın ilaç dükkanına gitmeye karar verdik sevgili aslımm ve chirkhef ile birlikte. Foto çekeceğimiz için aksesuarlarıda topladık gittik. Aksesuarlar elimizde düştük aşagışamlı yolarına tabi yolda giderken boş dururmuyuz dedikodu kazanını da kaynattık buarada. ne demişler boş duranı allah sevmez diye. Sevigili agussia (kendisi eczacı olur ahhh yazcak çok şey varda yazamıom nedense :))) bizi köttee ekmek ve kahve çikolata konseptiyle karşıladı. Ne alaka demeyin aşağışamlı burası heran herşey olabilir ;)). Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim çikolatalarda pek bi güzeldi allahtan kimseye bişey olmadı;) Neyse bu ziyaretimizin asıl sebebide chirkefin foto kolleksiyonuna yeni kareler eklemek istemesiydi. Evet amacımız buydu itiraf ediyorum ziyaret bahane!!! Tren yolu ve keman konseptli bu fotoları hala göremedik ama benim bitane fotomu koyduğu için pek bi mutlu oldum burdan kendisine teşekkürlerimi iletmek istiorum.

Denilzi il sınırları içerisinde değişik, keyifli bigündü arada yapalım gene yaww sevgili dostlar :P

dip not: yazıda kullanılan isimler kişilerin net aleminde kullandığı isimler olup sahislar deşifre edilmemiştir :P

kaleme alan ~ outis ~ zaman: 01:40 6 fikrini beyan et  

Çarşamba, Ocak 14, 2009

empati yoksunu olmuş herkes
kendi doğrularından başka doğru kabullenmeyen insan topluluklarına rastlıyorum bu aralar
gün geçtikçe herkes bencilleşiyor ve bu bencillikten payımı ben de alıyorum
yavaş yavaş bencilliğin kapılarından giriş yapıyorum
anladım ki
benciller kazanıyormuş tüm oyunları
ve
bütün savaşları

kaleme alan ~ outis ~ zaman: 00:03 1 fikrini beyan et  

yaratıcılık ve hormonlar

Salı, Ocak 13, 2009

Uzunca bi süredir takip ettiğim yazarlar ressamlar oyuncular vb sanatla ilgilenen insanlar özellikle erkeler arsında beni etkileyen insanların büyük bi çoğunluğunun farklı tercihlerinin olması bir tesadüfmüdür acaba ?
Soruyorum size...

Neden gayler bu kadar yaratıcı ya da ben yaratıcı olanları mı seçiyorum sadece farkında olmadan.

Yaratıcılık gay olmayı mı gerektiriyor yoksa gaylik mi yaratcılığı tetikliyor?

Sonra hormonlarla mı alakalı diye düşünüyorum. Bunun bilimsel bir açıklaması olmalı. Kesin bilimsel bi açıklaması vardır benim bilmediğim (araştırmak lazım). Neden bi kadının yazdığını değilde bir erkeğin özellikle gay birinin yaptıklarını daha çok beğeniyorum daha çok etkileniyorum . Kadın gibi de düşündüklerinden mi yoksa kadınları daha iyi anladıklarından dolayımı acaba?

Biraz östörojen biraz testestorojenin iyi harmanlanması mı insanı yartaıcı kılan . Tek başına hormanlar bile etkili değil güzel bişeyleri yaratmaya. Galiba her ikisinede sahip olmak gerek ve tüm benliğiyle yaşamak gerek bütün duyguları tam anlamıyla ifade edebilmek için.

***bu yazıyı bu aralar çok Küçük İskender okumaktan dolayı yazdığımı belirtmeden geçemiyeceğim :))

kaleme alan ~ outis ~ zaman: 23:17 1 fikrini beyan et  

hüzünlü mutluklar zamanı

Salı, Ocak 06, 2009

mutluluğun yanında hüznüde bedavadan veriyorlar arık
çayın yanında şeker gibi
kahvenin yanında çikolata gibi
mutluluk yanında hüzünde bedava
üstüne para vermiyosunuz öylesine bedava iştee
havayla su gibi
toprakla çimen gibi
mutluluk ve hüzünde ayrılmaz bi ikili
ve zaman
hüzünlü mutluklar zamanı şimdi...

kaleme alan ~ outis ~ zaman: 23:06 0 fikrini beyan et